Yapay zekâ eğitimi dönüşüm değildir; dönüşüm, eğitimden sonra işin kimde, hangi sırayla, kimin onayıyla yapıldığının ve neyle ölçüldüğünün değişmesidir. Eğitim transferi araştırmaları ve tamamlayıcı yatırım çalışmaları, öğrenilenin işe taşınmasının iş ortamı ve iş düzeniyle birlikte görüldüğünü gösteriyor; yapay zekâ alan deneyleri de aracın görevin yapısını değiştirdiğini.
Kurumların planı ise çoğunlukla eğitimle başlıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2024 sonunda 55 ekonomide 1.000’in üzerinde işverenle yaptığı ankette, yapay zekâya karşı 2030’a kadar en sık planlanan adım çalışanları yeniden eğitmek: yüzde 77. Çalışanları gerileyen işlerden kurum içinde başka rollere taşımayı planlayanlar yüzde 47. Bunlar plan, gerçekleşme değil.
Aynı raporda 11.000’in üzerinde yöneticiyle yapılan ayrı bir ankette benimsemenin önündeki en büyük engel yüzde 50 ile beceri eksikliği. Onu yüzde 43 ile yönetici ve liderlerdeki vizyon eksikliği izliyor. Bizim okumamız: ikinci engel bir kurs listesiyle kapanmaz; hangi işin değişeceğine yöneticinin karar vermesi gerekir.
Bu yazıda o planın neden yetmediğine dört kaynak ailesinden bakıyorum: eğitim transferi literatürü, teknoloji ve organizasyon üzerine ekonomi çalışmaları, yapay zekâ alan deneyleri ve uluslararası kurumların verileri. Kısa sürümü Eğitim dönüşüm değildir yazısında. Bizim okumamız: rol, iş akışı, karar hakkı ve ölçüm yeniden tasarlanmadan eğitim işe kalıcı olarak taşınmıyor.
Eğitim işe neden kendiliğinden taşınmıyor?
Çünkü öğrenilenin işe taşınmasını büyük ölçüde sınıf değil, iş ortamı belirler. Baldwin ve Ford, 1988’de Personnel Psychology’de yayımlanan derlemelerinde transferi iki koşulla tanımlıyor: öğrenilenin işe genellenmesi ve becerinin zaman içinde işte sürdürülmesi. Transferi etkileyen etkenleri de üç grupta topluyorlar: eğitimin tasarımı, katılımcının özellikleri ve iş ortamı.
Blume, Ford, Baldwin ve Huang 2010’da 89 ampirik çalışmayı meta-analizle birleştirdi. Transferle olumlu ilişkili etkenler arasında bilişsel yetenek, motivasyon ve destekleyici bir iş ortamı var. Bir bulgu yapay zekâ eğitimi için özellikle önemli. Liderlik gibi “açık” becerilerde bu etkenlerin transferle ilişkisi, yazılım kullanımı gibi “kapalı” becerilere göre daha güçlü.
Bizim okumamız: yapay zekâyla çalışmak yalnız bir yazılımı kullanmak değil. Hangi işin araca verileceğine ve çıktının ne zaman yeterli sayılacağına karar vermeyi de içeriyor. Bu da onu açık beceriye yaklaştırıyor; iş ortamının ağırlığı artıyor.
Grossman ve Salas 2011’de aynı modeli kullanarak en tutarlı etkenleri ayıkladı. İş ortamı tarafında dört kalem öne çıkıyor: transfer iklimi, destek, öğrenileni uygulama fırsatı ve takip. Uygulama fırsatı bir iş tasarımı sorusudur. Eğitimden sonra iş akışı aynı kaldıysa, öğrenileni deneyecek yer de yoktur.
Yapay zekâ eğitimi kullanımı artırıyor mu, sonucu değiştiriyor mu?
Eğitim, işveren teşviki ve kurum içi araçla birlikte kullanım belirgin artıyor; sonuç tarafında etki şimdilik küçük. Humlum ve Vestergaard, Danimarka’da 11 meslekten 25.000 çalışanı ve 7.000 işyerini 2023 sonu ve 2024’te iki ankette inceledi. Çalışanların yüzde 30’u sohbet robotlarının kullanımı üzerine bir eğitime katılmış; bu eğitimlerin çoğunu işveren düzenlemiş.
İşverenin teşviki, kurum içi araçlar ve eğitim birlikte, tipik bir çalışanda kullanım oranını yüzde 47’den yüzde 83’e çıkarıyor. Bu artışı eğitime tek başına bağlamak doğru olmaz. Kullanıcıların bildirdiği ortalama zaman tasarrufu ise çalışma saatlerinin yüzde 2,8’i. Kazançta ve kayıtlı çalışma saatinde anlamlı bir etki yok; güven aralıkları yüzde 1’den büyük etkileri dışarıda bırakıyor. Yazarların cümlesi: “Yet, despite substantial investments, economic impacts remain minimal.”
Aynı çalışmada sohbet robotları çalışanların yüzde 8,4’ü için yeni iş görevleri yaratmış; yazarlar bunu işverenlerin teşvik, araç ve eğitim yatırımlarının sonuçları arasında sayıyor. Yani rol, araç gelince değişiyor; soru, bu değişikliği kimin tasarladığı.
Çalışma Danimarka ve 2024 ile sınırlı ve hakemli yayın değil; Türkiye’ye doğrudan taşınmamalı.
Teknoloji yatırımlarında eksik parça neydi?
Organizasyonun kendisi. Bresnahan, Brynjolfsson ve Hitt, yaklaşık 400 büyük ABD firmasının verisiyle bilgi teknolojisinin üç yenilikle birlikte görüldüğünü gösterdi: teknoloji, iş yerinin yeniden örgütlenmesi ve yeni ürünler. Yeniden örgütlenmeyi ölçerken baktıkları kalemlerden biri, çeşitli karar haklarının sahadaki çalışanlara devredilmesi.
En çarpıcı cümleleri şu: tamamlayıcı unsurlardan yalnız birini uygulayan firmalar, çoğu zaman hiçbirini uygulamayan firmalardan daha az verimli. Bu bir ilişki bulgusu, nedensellik kanıtı değil; veri 1990’ların ABD firmalarından geliyor. Yine de eğitimi tek başına başlatıp iş düzenine dokunmayan kurum için uyarı değeri taşıyor. Örneklemdeki yöneticilerin kendi açıklaması da sade: bilgi teknolojisi kullanımı daha becerili çalışan ve daha dağıtık karar alma gerektiriyor.
Brynjolfsson, Rock ve Syverson’ın “verimlilik J-eğrisi” çalışması aynı mantığı yapay zekâya taşıyor. Genel amaçlı teknolojiler yeni süreçler, iş modelleri ve insan sermayesi gibi tamamlayıcı yatırımlar gerektirir. Firmalar yeni iş süreçleri kurmalı, yönetsel deneyim biriktirmeli ve çalışanlarını eğitmeli. Eğitim bu listede kalemlerden yalnız biri.
Yapay zekâ alan deneyleri iş tasarımı hakkında ne gösteriyor?
Aracın kazancı büyütürken görevin yapısını da değiştirdiğini. MIT’den Noy ve Zhang, Science’ta yayımlanan ön kayıtlı deneyde 453 üniversite mezunu profesyonele mesleklerine özgü yazı görevleri verdi ve yarısına rastgele bir sohbet robotu erişimi açtı. Ortalama süre yüzde 40 kısaldı, çıktı kalitesi yüzde 18 arttı. Çalışma kâğıdı sürümü kazancın nereden geldiğini de gösteriyor: araç, zamanı taslak yazmaktan fikir üretmeye ve düzeltmeye kaydırarak görevin yapısını değiştirdi.
Çalışma kâğıdı sürümünde aracı gerçek işinde kullanmayan katılımcıların çoğu gerekçe olarak aracın, yazılarının önemli bir parçası olan bağlama özgü bilgiden yoksun olmasını gösteriyor. Bizim okumamız: hangi görevin araca verileceği ve hangi bilginin ona sağlanacağı bir eğitim konusu olmaktan önce bir iş tasarımı kararıdır. Bu ayrımı tek tek çalışanın sezgisine bırakmak riskli.
Brynjolfsson, Li ve Raymond, 5.179 müşteri destek temsilcisinde kademeli olarak devreye alınan bir üretken yapay zekâ asistanını inceledi. Saatte çözülen talep sayısı ortalama yüzde 14, yeni ve düşük becerili temsilcilerde yüzde 34 arttı. Asistanı kullanan iki aylık temsilciler, kullanmayan altı aydan kıdemli temsilciler kadar iyi performans gösterdi. Yazarlar, iş akışının içine yerleştirilmiş aracın kalıcı bir öğrenme de yaratabildiğine dair kanıt sunuyor: araç kesintideyken bile kazancın bir kısmı sürüyor. Yazarların notu da önemli: araç temsilciyi destekliyor, konuşmanın sorumluluğu temsilcide kalıyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 2025 endeksi, dünyada her dört çalışandan birinin üretken yapay zekâya bir ölçüde maruz bir meslekte olduğunu hesaplıyor. Kurumun değerlendirmesi, çoğu meslek insan katkısı gerektiren görevlerden oluştuğu için en olası etkinin işlerin dönüşümü olduğu yönünde.
Aşağıdaki tablo bizim okumamızdır; son sütun her satırın dayandığı bulguyu gösterir.
| Tasarım alanı | Eğitim neyi değiştirir | Eğitimin değiştirmediği | Dayandığı bulgu |
|---|---|---|---|
| Rol | Kişinin araç bilgisini | Kimin hangi işi yaptığını | Uluslararası Çalışma Örgütü 2025 (en olası etki işlerin dönüşümü); Humlum ve Vestergaard 2025 (yeni görevler) |
| İş akışı | Kişinin aracı kullanma becerisini | Görevlerin sırasını ve hangisinin araca gittiğini | Noy ve Zhang 2023 ve Brynjolfsson, Li, Raymond 2023 (araç erişimi görevin yapısını değiştirdi) |
| Karar hakkı | Kararın nasıl verileceğine dair bilgiyi | Kimin onayladığını ve sorumluluğu kimin taşıdığını | Bresnahan, Brynjolfsson, Hitt 1999 (karar haklarının devri); TÜİK 2026 (sorumluluk belirsizliği) |
| Ölçüm | Katılım ve memnuniyet verisini | İşteki davranışı ve sonucu | Kirkpatrick modeli (Alliger ve Janak 1989); Blume ve diğ. 2010 |
Türkiye’deki veriler neye işaret ediyor?
Kullanımın hızla arttığına ve en büyük engelin yalnız beceri olmadığına. TÜİK’in 2 Ekim 2026 bültenine göre 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerde yapay zekâ kullananların oranı 2025’te yüzde 7,5 iken 2026’da yüzde 14,0 oldu.
Yapay zekâ kullanmayıp kullanmayı düşünen girişimlerin (kullanmayanların yüzde 8,3’ü) en sık gerekçesi yüzde 72,3 ile ilgili uzmanlığın eksikliği. Onu yüzde 66,4 ile zarar durumunda sorumluluğun kimde olacağına dair hukuki belirsizlik izliyor. Soru çoklu seçimli. Uzmanlık eksiğine verilecek ilk cevap eğitim olabilir; ikinci gerekçe ise ancak karar hakkı ve sorumluluk yazılı hale geldiğinde cevaplanır.
Türkiye’nin dahil olmadığı OECD anketleri (yedi ülke, imalat ve finans) de benzer bir ikiliye işaret ediyor: hem eğitim hem de çalışanlara danışılması, çalışanlar açısından daha iyi sonuçlarla birlikte görülüyor. Bizim okumamız: eğitim, işin nasıl değişeceğini çalışanla konuşan bir süreçle birlikte daha anlamlı.
Eğitimin işe yarayıp yaramadığı nasıl ölçülür?
Katılımcının memnuniyetiyle değil, işteki davranışla ve iş sonucuyla. Donald Kirkpatrick’in 1959-1960 yazılarında ortaya koyduğu model dört düzey tanımlıyor: tepki, öğrenme, davranış ve sonuç. Alliger ve Janak 1989’da modeli otuz yıl sonra yeniden incelediler ve düzeylerin birbirine nedensel olarak bağlı olduğu varsayımı dahil üç varsayımını sorunlu buldular. Yani katılımcının memnun olması, işte davranışın değiştiği anlamına gelmez.
Blume ve arkadaşlarının meta-analizi bir ölçüm tuzağına da işaret ediyor. Transfer sonucu aynı kaynaktan ve aynı ölçüm bağlamında alındığında ilişkiler sistematik olarak şişiyor. Eğitimin sonunda katılımcıya “işinizde kullanıyor musunuz?” diye sormak bu tuzağa düşmenin kolay bir yolu.
Bu yüzden ölçüm tasarımı eğitimden önce yapılır. Hangi işte, hangi davranışın, hangi sonucu değiştirmesini beklediğinizi yazmadan programa başlarsanız, sonunda elinizde yalnız tepki ve katılım verisi kalır. Bu veri eğitimin sevildiğini gösterir; işin değiştiğini göstermez.
Kendi şirketimi, Türkiye ve İspanya’daki operasyonlarıyla birlikte, bir yapay zekâ kurmayla ve ona bağlı ajanlarla yönetiyorum. Nakit akışı, fatura ve yazışma hazırlığı kurmayda; para kararları ve dışarı giden yazışmanın onayı bende kalıyor. Bu düzende sorulan soru “ekip aracı biliyor mu” değil; “bu iş kimde ve hata olursa sorumluluk kimde”.
Bu hafta ne yapmalı?
- Bir alan seçin (İK ve alan yöneticisi): eğitim planlanan alanda haftalık işleri listeleyin; her işin yanına bugünkü sahibini yazın.
- Devir kararını yazın (alan yöneticisi): her iş için “araca gider, araçla birlikte yapılır, henüz değil, devredilmez” kararını ve onaylayacak kişiyi yazın. Eğitim içeriğini bu listeden türetin.
- Ölçütü önceden koyun (İK): eğitimden önce tek bir iş ölçütünün bugünkü değerini kayıttan alın; değerlendirmeyi katılımcı anketiyle değil, bu ölçütle yapın.
Bu yazı neyi iddia etmiyor: Eğitimin gereksiz olduğunu söylemiyoruz; araştırmalar eğitimi tamamlayıcı yatırımların biri olarak sayıyor. Söylediğimiz, eğitimin rol, iş akışı, karar hakkı ve ölçüm tasarımının yerine geçmediği.
SSS
Yapay zekâ eğitimi hiç işe yaramıyor mu?
Yarıyor, ama tek başına sınırlı. Danimarka verisinde eğitim ve teşvik kullanımı belirgin artırdı; iş sonuçlarındaki etki ise küçük kaldı. Eğitim, işin yeniden tasarımıyla birlikte planlandığında hedefini bulur.
Eğitimi iş tasarımından önce mi sonra mı yapmalı?
Önce hangi işlerin değişeceği yazılmalı, eğitim de o işlere göre role özel verilmeli. Devir Yöntemi bu sırayı izler; eğitim programlarımız da bu haritadan türetilir.
İK bu süreçte neyin sahibi?
İK eğitimin ve ölçümün sahibidir; iş akışı ve karar hakkı ise alan yöneticisinde kalır. İK için başlangıç noktamız bu ayrımı anlatıyor.
Eğitim takviminizdeki ilk program, hangi işin sahibini ya da sırasını değiştirecek? Role özel eğitim talebinizi iletin.
Kaynaklar
- Timothy T. Baldwin ve J. Kevin Ford, Transfer of Training: A Review and Directions for Future Research, Personnel Psychology 41(1), 1988, s. 63-105. https://doi.org/10.1111/j.1744-6570.1988.tb00632.x . Erişim 10.10.2026 (yayıncı özeti).
- Brian D. Blume, J. Kevin Ford, Timothy T. Baldwin ve Jason L. Huang, Transfer of Training: A Meta-Analytic Review, Journal of Management 36(4), 2010, s. 1065-1105. 89 ampirik çalışma. https://doi.org/10.1177/0149206309352880 . Erişim 10.10.2026 (yayıncı özeti).
- Rebecca Grossman ve Eduardo Salas, The transfer of training: what really matters, International Journal of Training and Development 15(2), 2011, s. 103-120. https://doi.org/10.1111/j.1468-2419.2011.00373.x . Erişim 10.10.2026 (yayıncı özeti).
- George M. Alliger ve Elizabeth A. Janak, Kirkpatrick’s levels of training criteria: Thirty years later, Personnel Psychology 42(2), 1989, s. 331-342. https://doi.org/10.1111/j.1744-6570.1989.tb00661.x . Erişim 10.10.2026 (yayıncı özeti).
- Dünya Ekonomik Forumu, Future of Jobs Report 2025 (Ocak 2025), s. 5, 9, 62-63, Şekil 4.14. https://reports.weforum.org/docs/WEF_Future_of_Jobs_Report_2025.pdf . Erişim 04.10.2026, yeniden kontrol 10.10.2026.
- Anders Humlum ve Emilie Vestergaard, Large Language Models, Small Labor Market Effects, Chicago Üniversitesi Becker Friedman Enstitüsü çalışma kâğıdı 2025-56 (Mayıs 2025), özet, s. 2, 8 ve 15. https://bfi.uchicago.edu/wp-content/uploads/2025/04/BFI_WP_2025-56-3.pdf . Erişim 04.10.2026, yeniden kontrol 10.10.2026.
- Timothy F. Bresnahan, Erik Brynjolfsson ve Lorin M. Hitt, Information Technology, Workplace Organization and the Demand for Skilled Labor: Firm-Level Evidence, NBER çalışma kâğıdı 7136 (1999), s. 20, 25 ve 35; yayımlanmış hali The Quarterly Journal of Economics 117(1), 2002. https://www.nber.org/papers/w7136 . Erişim 10.10.2026.
- Erik Brynjolfsson, Daniel Rock ve Chad Syverson, The Productivity J-Curve: How Intangibles Complement General Purpose Technologies, NBER çalışma kâğıdı 25148 (2018, gözden geçirilmiş 2020), özet ve s. 2. https://www.nber.org/papers/w25148 . Erişim 04.10.2026.
- Shakked Noy ve Whitney Zhang, Experimental evidence on the productivity effects of generative artificial intelligence, Science 381(6654), 2023, s. 187-192. https://doi.org/10.1126/science.adh2586 . Çalışma kâğıdı sürümü (MIT, 2 Mart 2023), s. 1 ve 12: https://economics.mit.edu/sites/default/files/inline-files/Noy_Zhang_1.pdf . Erişim 10.10.2026.
- Erik Brynjolfsson, Danielle Li ve Lindsey R. Raymond, Generative AI at Work, NBER çalışma kâğıdı 31161 (2023), özet ve s. 2; The Quarterly Journal of Economics 140(2), 2025. https://www.nber.org/papers/w31161 . Erişim 10.10.2026.
- Pawel Gmyrek ve diğ., Generative AI and Jobs: A Refined Global Index of Occupational Exposure, ILO Working Paper 140 (2025). https://www.ilo.org/publications/generative-ai-and-jobs-refined-global-index-occupational-exposure . Erişim 10.10.2026 (yayın sayfası özeti).
- Marguerita Lane, Morgan Williams ve Stijn Broecke, The impact of AI on the workplace: Main findings from the OECD AI surveys of employers and workers, OECD (27 Mart 2023). https://www.oecd.org/en/publications/the-impact-of-ai-on-the-workplace-main-findings-from-the-oecd-ai-surveys-of-employers-and-workers_ea0a0fe1-en.html . Erişim 10.10.2026 (özet).
- TÜİK, Yapay Zeka İstatistikleri, 2026, haber bülteni 62066 (2 Ekim 2026). Kapsam: 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimler. https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/62066 . Erişim 04.10.2026.